Herkes Merhaba Sürekli sorulan Japonca özel dersler için hazırlıklara başladık ancak ders programını ve zamanını belirlemek için sizin görüşlerinize ihtiyacımız var. Derslere katılmayı düşünenler arkadaşlar anketi doldurursa çok seviniriz. Biz de ona göre kurs programına karar verebiliriz. Anketi dolduran arkadaşlara şimdiden teşekkür ederiz.
Merhaba arkadaşlar uzun zamandır hayat telaşesinden bloğu baya bir boşladık ama merak etmeyin yakında meşguliyetlerimiz bitiyor. Belki bu arada wordpress nasıl kullanılır öğrenebilirsek daha kullanılabilir bir siteyle geri dönebiliriz. Neyse konumuz bu değildi. Sosyal medya hesaplarımızı takip ediyorsanız bilirsiniz arada N2 dilbilgisi notları paylaşıyordum ancak sayfanın düzeni bozduğu için toplu olarak burada paylaşmaya karar verdim. N2 sınavına gireceğim için "Quick Mastery Of N2 Grammer" kitabından çalışıyordum sonra niye notlarımı bilgisayarda yazıp kendi dilbilgisi kitabımı oluşturmuyorum diye düşünerek bu işe girdim. Sonrasında belki birinin işine de yarar diye notlarımı herkesle paylaşmaya karar verdim. Şimdiden söylemesi aldığım notları ve cümleleri farklı sitelerden kopyala yapıştır ve çevir mantığıyla aldım. Bazıları çok ayrıntılı değil çünkü kendime göre aldım. Anlamadığım konuların videolarını izlediğim için hepsi uzun uzun anlatılmıyor. Neyse çok uzatmayayım. Notları indirip kesip benim gibi tutkallayarak kitap yapabilir ya da delik açıp halka takarak flaş kartta dönüştürebilirsiniz. Nasıl göründüğünü merak ederseniz gosukenihon Instagram adresimizin tasarım kısmından videosuna bakabilirsiniz. İçinin nasıl göründüğünü görmeniz için bir de fotoğraf paylaşıyorum. Çizgiler olmadan kesemediğimden etrafına siyah çerçeve ile geçtim. Toplamda 14 sayfa ve 145 dilbilgisi konusundan oluşuyor.Yorumlar kısmından bize yorum bırakırsanız sevinirim. Bizi daha iyisini yapmak için teşvik etmiş olursunuz. ;) Şimdiden herkese iyi çalışmalar. :)
Aru hi obāsan ga kawa de sentaku o shiteiruto kawakami kara kabocha ga nagarete kimashita. Watte miruto naka kara Shinderera ga detekimashita. Shinderera wa oshiro no budōkai ni ikou to shimashitaga Dōmo yattenai mitaidattanode. Shikatanaku inu, saru, kiji o tsurete onigashima ni mukaimashita. Shinderera wa onigashima ni tsukimashitaga Jūnitoki ni natte shimattanode awatete kaerimashita. Sūjitsugo, mahō ga hodoketa Shinderera no tokoro ni garasu no kutsu o motta oni ga yattekimashita. Shinderera to oni wa suenagaku shiawase ni kurashimashitatosa.
Külkedisi (Çeviri)
Bir gün büyükanne nehirde çamaşır yıkarken nehrin yukarısından bir balkabağı sürüklenip geldi. Kestiklerinde içinden külkedisi çıktı. Külkedisi kaledeki baloya gitmeyi denedi ancak ne kadar uğraşırsa uğraşsın gitmeyi başaramadı. Köpek, Maymun ve sülünle birlikte şeytan adasına gitmekten başka seçeneği yoktu. Külkedisi şeytan adasına vardı fakat saat on iki oluverdiğinden telaşla geri döndü. Bir kaç gün sonra, büyü çözüldü ve Külkedisi'nin olduğu yere cam ayakkabıyla birlikte şeytan çıkageldi. Külkedisi ve şeytan sonsuza dek mutlu yaşadılar.
Momotarousan hikayesine bakmak için buraya Tıklayınız.
(吉 幾三) Yoshi ikuzō ait olan bu şarkıyla Youtube gezintim sırasında karşılaştım. Klibini, sözlerini çok komik buldum. Bana köyümü hatırlattı. Siz de bu şarkıyı tatilde köye giderken yol boyu dinleyebilirsiniz:) Şarkı ve şarkıcı hakkında küçük bir bilgi.
Şarkımız 25 Kasım 1984'te yayınlanmış. Şarkıda Tsugaru lehçesi kullanılıyor bu yüzden bazı kelimeleri anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Kırsal kesimde yaşayanlar, köylerinin o kadar gelişmemiş bir yer olmadığını söyleyerek eleştirmiş ancak İkuzō şarkı sözlerinin gençken memleketi Kanagi'de ( bugünkü Goshogawara ) hayatının nasıl olduğunu anlattığını belirtmiş.
テレビも無ェ ラジオも無ェ
Terebi mo ne rajio mo ne
Ne televizyon var ne radyo
くるまもそれほど走って無ェ
Kuruma mo sorehodo hashittene
Araba öyle çok gidip gelmiyor
ピアノも無ェ バーも無ェ
Piano mo ne baa mo ne
Ne piyano var ne bar
巡査毎日ぐーるぐる
Omawari mainichi guruguru
Polisler her gün etrafta dönüp duruyor.
朝起ぎで 牛連れで
Asaogide ushi tsurede
Sabah uyan ineğin peşinden git
二時間ちょっとの散歩道
Nijikan chotto no sampomichi
İki saatlik küçük bir yürüyüş
電話も無ェ 瓦斯(ガス)も無ェ
Denwa mo ne gasu mo ne
Ne telefon var ne gaz
バスは一日一度来る
Basu ha ichinichi ichido kuru
Otobüs günde bir kez geliyor
俺らこんな村いやだ 俺らこんな村いやだ
Ora konna mura iyada ora konna mura iyada
Bu köyden bıktım. Bu köyden bıktım
東京へ出るだ
Toukyou e deruda
Tokyo'ya gideceğim.
東京へ出だなら 銭コァ貯めで
Toukyou e dedanara zeniko a tamede
Tokyo'ya gidersem para biriktireceğim
東京でベコ飼うだ
Toukyou de beko kauda
Tokyo'da inek bakacağım
ギターも無ェ ステレオ無ェ
Gitamo ne sutereo ne
Ne gitar var ne müzik seti
生まれてこのかた 見だごとァ無ェ
Umarete kono kata midagotoa ne
Doğduğumdan beri böyle bir şey görmedim.
喫茶も無ェ 集いも無ェ
Kissa mo ne tsudoi mo ne
Ne kafe var ne de oturup sohbet edebileceğin bir yer
テレビも無え ラジオも無え
Terebi mo ne rajio mo ne
Ne televizyon var ne radyo
まったぐ若者ァ 俺一人
Mattagu wakamonoa ore hitori
Gerçekten tek genç adam benim
婆さんと 爺さんと
Baasan to jiisan to
Büyükanneler, büyükbabalar
数珠を握って空拝む
Juzu wo nigitte sora ogamu
Tespihlerini almış gökyüzüne dua ediyorlar.
薬屋無ェ 映画も無ェ
Kusuriya ne eiga mo ne
Ne eczane var ne sinema
たまに来るのは紙芝居
Tama ni kuru no va kamishibai
Ara sıra resimli hikaye anlatıcıları geliyor
俺らこんな村いやだ 俺らこんな村いやだ
Ora konna mura iyada. Ora konna mura iyada.
Bu köyden bıktım. Bu köyden bıktım
東京へ出るだ
toukyou e deru da
Tokyo'ya gideceğim.
東京へ出だなら 銭(ぜに)コァ貯めで
Toukyou e dedanara zenikoa tamede
Tokyo'ya gidersem para biriktireceğim
東京で馬車引ぐだ
Toukyou de basha hiku da
Tokyo'da bir at arabası çekeceğim
ディスコも無ェ のぞきも無ェ
Disuko mo ne nozoki mo ne
Ne disko var ne röntgencilik
*(のぞき"nozoki" ayrıca dikizleme şovu anlamı da vardır. "peepshow".)
Bu Yazımızda size Hiragana Öğrenmenizde yardımcı olacak videoları, siteleri ve faydalı materyalleri derledik. Kendi Youtube ders videolarımızı ve hiragana ile ilgi çocuk şarkıları da koyduk. Böylece eğlenerek Öğrenebilirsiniz.
Taşradaki evinden ayrılan genç Mutsuko, büyük bir otomotiv şirketinde işe girmek için trenle Tokyo'ya gelir, ancak patronu Norifumi Suzuki'nin küçük bir oto tamir atölyesi olduğunu öğrenir. Kandırıldığını hisseden Mutsuko öfkesin
patronuna yöneltir ve bu durum Suzuki'yi öfkeden köpürtür. Tüyler ürpertici öfkesi, karısı Tomoe'nun annelik içgüdüleri tarafından bir şekilde kontrol altında tutulur ve küçük oğlu Ippei, sanki ablasıymış gibi Mutsuko ile hemen bağ kurar. Suzuki mağazası, 1958'deki inşaat sırasında ufuk çizgisinin üzerinde istikrarlı bir şekilde yükselirken neredeyse Tokyo Kulesi'nin gölgesinde kalır. Japonya savaşın gölgesinden çıkmaya devam ederken mahalledekiler de kendilerini daha iyi hale getirmeye çalışır.
Yazar Yorumu
Hikaye oldukça komik ve eğlenceliydi. Mutsuko taşradan geldiği için şiveli konuşuyor. Bu durumla çocuklar ve etraftaki komşular biraz alay geçiyor. Ben de biraz komik ve sevimli bulmuştum. Film boyunca ara ara Tokyo Kulesi'nin yapım aşamalarına yer veriliyor ki bence filmi özel kılan kısım da bu. Ayrıca filmde 3 hazinenin (Buzdolabı, Televizyon, Çamaşır makinası) Japonya'ya gelişine de tanık oluyoruz. Japonya'da 60'lı yılları çok güzel resmetmişler. Bana 80'ler dizisini hatırlattı. Tarih ve kültür açısından kesinlikle izlenmesi gereken bir film. Bu arada bu filmi ikisi de çıkmış. Henüz izlemedim ama fragmanından anladığım kadarıyla Mutsuko'nun evlenmesini ve Japonya'daki diğer gelişmeleri ele alıyor.
Bitmemiş Hikayeler Kütüphanesi
Küçük bir kasabanın daha da küçük bir kütüphanesinde tuhaf, gizemli işler olur: Çocuk kitaplarının kahramanları durup dururken kitaplardan çıkarlar ve içine kapanık kütüphaneci Momo’nun yardımına başvururlar. Hikâyelerini okuyan çocuklara daha sonra ne olduğunu öğrenmektir istedikleri. Momo, bu obur, vahşi ve haşarı konuklarına yardım ederken, konukları da Momo’ya yardım eder. Sonunda gizemler birer birer çözülür ve…
Yazar Yorumu
Çok etkileyici bir o kadar da eğlenceliydi. Sebebi bilinmeyen bir şekilde kitaplardaki karakterler gerçek yaşama girer ve kızımız bu durumun sebebini bulmaya çalışırken, geri dönmeleri için karakterlerin isteklerini yerine getirmeye çalışır. Sonu oldukça etkileyiciydi. En azından ben çok şaşırmıştır. Bu kitap da bana Mürekkep Yürek'i hatırlattı. İlkokulda okumuştum ve çok beğenmiştim. Benzer bir kitap okumak beni mutlu etti.
Kamisama Hajimemashita
Momozono Nanami'nin babası pislik herifin tekidir ve kimsesi olmayan biricik kızını, büyük bir borcun altında bırakarak evden kaçmıştır. Aynı gün icra memurları gelir ve Nanami kendisini bir çanta dolusu eşyasıyla parkta bulur. Kalacak bir yeri veya gidecek kimsesi yoktur. Zavallı kız hayat bundan daha kötü olamaz derken bir köpek tarafından kovalanıp ağaca tünemiş bir adam görür. Ona yardım edip köpeği kovar ve adam da karşılık olarak Nanami'yi alnından öper ve ona kendi evini vereceğini söyler. Kandırılma riskini göze alarak adamın tarif ettiği yere giden Nanami kendini perili gibi görünen bir tapınakta bulur. Dahası bu tapınak sahiden de "perili"dir ve Nanami orada pek de hoş karşılanmaz.
Yazar Yorumu
Daha önce de bu anime hakkında uzunca bir yazı yazmıştım merak edenler Buradan ulaşabilirsiniz Benim en sevdiğim animelerden biriydi. Hala izledikçe gülüyorum. Japoncanızı geliştirmek ve komik bir şeyler izlemek isterseniz kesinlikle bu animeyi izleyin derim. Bu arada bu animenin mangası Türkçe'ye çevrilmiş bilginiz olsun. Genelde mangalar az basılıyor ve yeni basım zor yapıyor. Almak istiyorsanız hemen alın derim.
1909'da Tokyo'da doğan Toshiko Yuasa, varlıklı ve soylu bir ailen kızıydı. Babası bir mühendisti ve ham ipeği kozadan otomatik olarak saran bir makinenin mucidiydi. Annesi, Edo döneminde Waka'nın (geleneksel Japon şiir türü) dört büyük şairinden biri olan Moribe Tachibana'nın torunuydu ve özellikle Japon kültürü konusunda iyi eğitim almıştı. Toshiko'ya Japon şiirini ve geleneksel kültürün diğer yönlerini öğreterek onda rafine bir estetik duyarlılık geliştirdi. 1931'de Tokyo Edebiyat ve Bilim Üniversitesi'nin fizik bölümüne girdiğinde, Japonya'nın fizik bölümünden mezun olan ilk kadın üniversite öğrencisi oldu. 1934'te üniversiteden mezun olduğunda, öğretim görevlisi olarak kaldı ve yapılarını ve özelliklerini daha iyi anlamak için farklı atomlar ve moleküller tarafından yayılan ışık spektrumunu incelemeye başladı. Bu bariz kariyer ilerlemesine rağmen, savaş öncesi Japonya'da var olan aşırı cinsiyet eşitsizliği yüzünden, Yuasa'nın doçentliği bir araştırmacının rolü kadar ayrıcalıklı değildi. Irène ve Frédéric Joliot-Curie'nin 1938'de yapay radyoaktivite konusundaki çalışmalarından esinlenerek, Fransa'daki bir laboratuvarda nükleer fizik alanında araştırma yapmaya karar verdi. Yuasa, Fransız hükümetinin burslu öğrencisi olarak 1940'ta Fransa'ya gitti, o sırada İkinci Dünya Savaşı çoktan başlamıştı. Frédéric Joliot-Curie'nin yönetiminde Paris'teki Collège de France'daki nükleer kimya laboratuvarında çalıştı ve 1943'te bilimler alanında doktora derecesi aldı. Joliot-Curies, Collège de France'ın Nükleer Kimya Laboratuvarında onların yönetimi altında atom çekirdeği araştırmalarına başlamasını mümkün kıldı.
Frédéric Joliot ve Irène Joliot-Curie
Sadece birkaç ay sonra, Paris'in Alman işgali altına girmesiyle Yuasa'nın çalışmaları aniden durma noktasına geldi. Laboratuvar kapatıldı ve Yuasa, Paris'ten kaçmak zorunda kaldı. Hiçbir destek yolu olmadan, kendini korkunç bir yoksullukla karşı karşıya buldu. Bu zor zamanlarda ona destek olan Joliot Curies oldu. Onu devam ettiren diğer şey, Joliot Curies aracılığıyla bir bağ kurduğunu hissettiği ideal kadın bilim adamı Marie Curie'nin imajıydı.
Marie Curie
Yuasa, yapay radyoaktif izotoplardaki beta bozunması üzerine son teknoloji araştırmalar yapmaya başladı. Yuasa, o dönemde dünyanın dört bir yanındaki bilim adamlarının yoğun ilgisini çeken bir konu olan beta bozunması sürecini anlamamıza önemli bir katkı sağlamayı başardı. Yuasa, önemli çalışmasının takdiri olarak 1943'ün sonlarında Fransız ulusal bilim doktoru derecesi ile ödüllendirildi.
Toshiko Yuasa
Ağustos 1944'te, Müttefikler Paris'i özgürleştirmenin eşiğindeyken, Yuasa, Almanya'nın müttefiki Japonya hükümetinin ısrarıyla Berlin'e nakledildi. Berlin Üniversitesi'ne bağlı bir araştırma tesisinde bir iş bulmayı başardı ve şehri hava saldırıları vururken bile her gün çalışmaya gitti. Bu kargaşanın ortasında, beta ışınlarını ölçmek için yeni bir tür cihaz yaratmayı başardı. Almanya'nın Mayıs 1945'te teslim olmasının ardından icadını sırtında taşıyarak Japonya'nın teslim olmasından sadece bir buçuk ay önce Japonya'ya geri döndü. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Japonya ABD işgali altına girdiğinden nükleer araştırmaları yasaklama geldi. Yuasa, nükleer silahlara hiçbir uygulaması olmayan temel araştırmalara dahil olmasına rağmen, işine devam edemeyeceğini fark etti. Tokyo Women's Higher Normal School'a profesör olarak atandı, kendini öğretmenliğe adadı, yeni bir ulusal kadın üniversitesi kurma planlarına aktif olarak dahil oldu. Şubat 1949'da Joliot Curies'in daveti üzerine Fransa'ya döndü. Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'ne (CNRS) bağlı bir araştırmacı olarak, atom çekirdeğinin enerji yapısını daha iyi anlamak için beta bozunmasını gözlemleyerek bir kez daha Collège de France'da çalışmaya başladı. Bir çok araştırma yaptı ve dünyanın dört bir yanından bilim adamları onun bulgularını takdir ettiler ve onu nükleer fizik konulu uluslararası konferanslarda konuşmaya davet ettiler. Uluslararası konferanslara katılmak için yalnızca iki kez - bir kez 1967'de ve yine 1977'de - Japonya'ya döndü ve her seferinde yaklaşık iki ay kaldı. Ancak, genç Japon bilim adamlarını ortak araştırma projelerine katılmaları için Orsay'a davet ederek, Japonya ile Fransa arasındaki bilimsel alışverişi teşvik etmek için çok çalıştı.
1973'te Yuasa, mide kanseri nedeniyle ameliyat oldu, ancak bilimsel araştırmaya olan bağlılığı hiçbir zaman azalmadı ve dünyanın dört bir yanındaki konferanslara katılmaya devam etti. 1974 yılında emeklilik yaşına geldiğinde CNRS'de fahri araştırmacı statüsünü aldı. Ancak Yuasa, fiziksel durumu kötüleşse bile aktif kaldı. Fiziğin en sıcak konularından biri olan birkaç nükleonlu sistemlerin zor konusunu ele almak için ortak bir Japon-Fransız araştırma projesi önerdi. Şubat 1980'de, projenin kabul edildiğini öğrendiği gün öldü. Joliot Curies'in en büyük kızı Hélène Langevin Joliot ve Kyoto Üniversitesi'nden Takuji Yanabu tarafından devralındı. 1976'da Fransa ve Japonya arasındaki kültürel alışverişi teşvik etme çabalarından dolayı Japon hükümetinden Mor Kurdele Madalyası(onur madalyası) aldı. Yuasa'ya ölümünden sonra 1980'de Üçüncü Sınıf Kıymetli Taç Nişanı (imparatorluk nişanı) verildi. Yuasa, 1974'te CNRS'den emekli oldu, ancak 1975'ten itibaren fahri araştırmacı olarak kaldı. 70 yaşında öldü ve hiç evlenmeyerek hayatını bilime adadı.
Natsuko Higuchi, 2 Mayıs 1872'de Chiyoda-ku, Tokyo'da, bir samuray olan Noriyoshi Higuchi'nin en küçük kızı olarak dünyaya geldi. Ebeveynleri bir köylü topluluğundan gelse de babası 1867'de samuray statüsünü elde etmeyi başarmıştı. Meiji Restorasyonu ile samuray kurumu kaldırılmadan önce sadece kısa bir süre için bu pozisyonda kalmasına rağmen bir samuray evinde büyümek Japonya'da bu pozisyonun verdiği statü nedeniyle onun için hayat değiştirici bir deneyimdi.
1886'da en iyi şiirsel konservatuvarlardan biri olan Haginoya'da waka şiiri öğrenmeye başladı ve Nakajima Utako'nun öğrencisi oldu. Burada haftalık şiir dersleri ve Japon edebiyatı dersleri aldı. Ayrıca, mezun ve hala eğitimine devam eden öğrencilerin davet edildiği aylık şiir yarışmalarına da katıldı. Bu okulda öğretilen şiir, Heian döneminin muhafazakar saray şairlerinin şiiriydi. Çoğunluğu üst sınıfa mensup öğrenciler arasında kendini garip hisseden Natsuko, yazma dürtüsüyle 1891'de ciddi bir günlük tutmaya başladı.
Hayatının son beş yılını içeren yüzlerce sayfalık bu günlük toplumsal aşağılık duyguları, çekingenliği ve ailesinin artan yoksulluğuyla ilgili yazılar içermekteydi. Günlükleri aynı zamanda nesnelliği öne sürdüğü bir yerdi ve edebiyat sanatı hakkındaki görüşlerini ile başkalarının eserleri hakkındaki görüşlerini içeriyordu.
Ölümünün ardından yazmış olduğu "Takekurabe" eseri 1955 yılında film haline getirilmiştir. Film içerisindeki tüm müzikler Japon hikâyelerinin babası olarak da bilinen Ryūnosuke Akutagawa'nın oğlu Yasushi Akutagawa tarafından yapılmıştır.
5.000 yenlik banknotun yüzü olmayı başarmış ve İmparatoriçe Jingu'dan sonra Japon parasına portresi basılan ikinci kadın olmuştur. 24 yaşında tüberkülozdan ölmesine rağmen Higuchi'nin çalışmaları, modern çağın ilk kadın yazarı olarak tanınmasını sağlamıştır.
İlk Japon feministlerden biri olan Kishida, Meiji döneminde ülkeyi dolaşan, kadın hakları adına konuşan (ve bu nedenle birkaç kez tutuklanan) bir konuşmacıydı.
Bir konuşmasında Japon kızlarının tutsak tutulduğu üç "kutu"yu tanımlamıştır. Bu üç kutu aile evine hapsolma, mutlak itaat zorunluluğu, klasik eğitim kanununa hapsolma ve "geçmişin bilge ve kutsal adamlarına duyulan saygı"ydı. Kishida'nın tarif ettiği diğer kutuların aksine, kendi tasarladığı kutunun duvarları yoktu. Bu duvarsız kutu Japon kızlarının eğitim görmelerine ve toplumun aktif üyeleri olmalarına izin verecekti. Konuşmada ayrıca Japon kızları için oluşturulan kutuların aceleyle oluşturulmaması gerektiğini, aceleyle inşa edilirse, kızların içine konmaktan rahatsız olacaklarını ve bu tür kısıtlamalardan kaçacaklarını öne sürmüştür.
Kishida'nın konuşması genel olarak Japon toplumunun kültürel normlarına meydan okumuştur. Konuşma aynı zamanda kadın ve kadın hareketinin Japonya tarihindeki yerini de sağlamlaştırmıştır. Konuşmayı yaptıktan sonra, o sırada Japon yasalarına göre izinsiz siyasi bir konuşma yaptığı için tutuklanmış, yargılanmış ve para cezasına çarptırılmıştır.
Toshiko Kishida'dan Sözler
強弱で権利が決まるなら、男子でも相撲取りにはかなわない
Kyōjaku de kenri ga kimarunara, danshi demo sumou torini wa kanawanai.
Eğer güçle haklara karar veriliyorsa, erkekler bile sumo güreşçileriyle boy ölçüşemez.
照る(teru) kelimesi parlak anlamına gelmektedir. 坊主(bouzu) ise Budist rahip, asker tıraşı ya da oğlan, delikanlı anlamına gelir. Birebir çevirisi "Parlak Parlak Budist Rahip" ya da "Parlak Çocuk" dur. Teru teru bouzu Japonya'nın en eski geleneklerinden biridir.
Teru teru bozunun Çin'den geldiği söyleniyor ancak Çin'de, bu bebek bir "erkek" değil, kızdır. Efsaneye göre bir zamanlar Pekin'de 掃晴娘 (Kanjilerin tek başına anlamları 掃: süpürmek, 晴: temizlemek ve 娘: kız'dır. Birlikte "temizlikçi kız" anlamına gelir.) Souseijou adında güzel ve zeki bir kız yaşıyormuş. Bir gün, Pekin sürekli devam eden yağışlar nedeniyle sular altında kalmış. Bunun üzerine Souseijou, göğe "Şiddetli yağmurlar dursun" diye dua etmiş. Sonrasında göklerden, "Ejderha Kralı'nın (Ryuujin) kraliçesi olursan yağmuru durduracağım yoksa Pekin sular altında kalacak." diye bir ses yankılanmış. Bunu duyan Souseijou, Pekin halkının iyiliği için göklerin emirlerine itaat etmiş. Bu sayede yağmur durmuş, gökyüzü açılmış ve onun yerine Souseijou ortadan kaybolmuş. O zamandan beri yağmur yağdığında, insanlar kağıt kesmede usta olan "Souseijou"yi hatırlar ve kapıya insan şeklinde bir kağıt bebek "Süpüren kız" asarak güzel hava için dua eder.
Bu efsanenin Japonya'ya Heian Dönemi'nde girdiği söyleniyor. Güzel havalar için dua etme görevi Budist rahiplere ait olduğundan ve bir kız yerine bir rahibin yağmuru durdurmada daha etkili olacağına inanıldığından Japonya'da bu figür kadın değil erkektir.
Başka bir rivayete göre ise uzun zaman önce şiddetli yağmurlardan mustarip olan bölgenin lordu sutra okuyup rahipten yağmuru durdurmasını istemiş ancak bir kaç gün geçmesine rağmen yağmur durmayınca bu duruma sinirlenen lort dua eden rahibin başını kesmiş. Rahibin boynunu beyaz bir beze sarıp ibreti alem olsun diye de asmış. Ertesi gün ise yağmur durmuş.
Günümüzde de teru teru bouzu asma geleneği hala devam etmektedir. Anaokullarında yağmurlu günlerde küçük çocuklar kağıttan bebekler yaparak balkona asarlar. Eğer bebek tersten asılırsa yağmur yağacağına inanılır. Normalde üzerine yüz çizilmez. Eğer gerçekten yağmur durursa minnettarlıklarını göstermek için yüzü çizilir. Japon anime, dizi ve şarkılarında sıkça yer alan bir figürdür. Hatta teru teru bouzu ile ilgili bir animasyon bile yapılmış.
Bebek bakıcılığından nefret ediyorum. Bon da yakında
雪もちらつくし 子も泣くし
Yuki mo chiratsuku shi, Ko mo naku shi
Kar çiseliyor, çocuk ağlıyor.
盆が来たとて 何嬉しかろ
Bon ga kita tote, Nani ureshikaro
Bon gelse bile nasıl mutlu olabilirim ki?
帷子は無し 帯は無し
Katabira wa nashi, Obi wa nashi
Giyecek giysim yok, obim yok.
この子よう泣く
Kono ko yō naku, Mori o ba ijiru
Çocuk ağlıyor bana eziyet ediyor.
守をばいじる 守も一日 痩せるやら
Mori mo ichinichi, Yaseru-yara
Günden güne zayıflıyorum.
早よも行きたや この在所越えて
Hayo-mo yukitaya, Kono zaisho koete
Hemen eve dönmek, bu yerden aşağı inmek istiyorum
向こうに見えるは 親の家
Mukō ni mieru wa, Oya no uchi
Karşıdan görülen ailemin evi
向こうに見えるは 親の家
Mukō ni mieru wa, Oya no uchi
Karşıdan görülen ailemin evi
İnsanlar, Burakuminler konuşurken nefeslerinden rahatsız olduğu için Burakamin halkı ağızlarını örtmek zorundaydı.
Ninni adını da aldığı Kyoto'nun Takeda bölgesinde yaşayan Burakumin ("mezra halkı"), halkına aittir. Burakuminler Japonya'nın kast sistemine bile giremeyen bir topluluktur. Japon geleneklerine göre pis iş olarak görülen meslekleri yaptıkları için ( örneğin; cellatlar, cenaze levazımatçıları, mezbaha işçileri, kasaplar, tabakçılar, cüzzamlılar ya da fahişeler) toplumda insan olarak görülmüyorlardı. Sırf bu sebepten bu topluluktan vergi bile alınmıyordu. Bu sistem Hindistan'daki kast sistemine çok benziyor. Burakamin olan biri bir daha bu topluluktan çıkamıyor. Meslekler babadan oğula geçiyor. Burakumin halkından birinin normal biriyle göz teması kurması, yüzünü göstermesi hele ki temas kurması kesinlikle kabul edilemez görülüyordu. Birine temasta bulunmaları halinde burakamin olmayan biri tarafından temizleme ayini düzenleniyordu. Bu da Budizm'de geçen ejderhalar, insanlar ve insan olmayan tabirinden kaynaklanıyor.
Samuraylar yeni kılıçlarını denemek için burakuminleri öldürürdü.
Uzun yıllar aşağılanma ve ayrımcılığa maruz kalmış olan bu topluluk günümüzde bile ayrımcılığa uğramaktan kurtulamamıştır. Kanımızı kirletecek korkusuyla dedektif tutarak geçmişini araştıran ve burakamin halkından olduğu için evliliğe izin vermeyen geleneksel aileler günümüzde bile var olmaya devam ediyor. İyi okullara ve üniversitelere girmeleri de oldukça zor ve mezun olduktan sonra iyi şirketlere de giremiyorlar. Davalarda direk suçlu olarak etiketleniyorlar. Japon polisinin sırf burakamin olduğu için suçladığı ve 31 yıl sonra masum olduğu için serbest bıraktığı bir vaka çokta geçmişte yaşanmamıştır.
Burakaminlerin bu şekilde tespit edilmesinin sebebi ise, normalde gizli olan aile kayıt defterinin ele geçirilerek basılmasından kaynaklanıyor. Japon hükümeti her ne kadar kitabı yasaklamış olsa da yeniden basılmış. Kolaylıkla internetten erişilebilecek bir kaynak haline gelmiş.
Devlet ayrımcılık için önlemler alsa da Japonya'nın çözülemeyen toplumsal sorunlarımdan biri olmaya devam ediyor. Japon olmalarına rağmen hala mesleklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalmaları oldukça şaşırtıcı. Daha ayrıntılı bilgi için bu sayfaya ya da Wikipedia'ya bakabilirsiniz.
Ninniden bahsedecek olursak anlatıcı, içinde bulunduğu sefil durumu şarkıya dökerek kendini avutan genç bir kızdır. Genç kız zorla dağın karşısındaki bir köye zengin bir aile için çalışmaya gönderilir. Her gün sırtında bir bebekle çalışırken, memleketine doğru giden dağların siluetine bakarak ailesini hatırlar. Kızın şarkıda bebek bakıcılığından nefret etmesi ve bebeğin ağlayarak onu eziyet etmesi soğuktan ağlayan bebeği susturamadığı için ev sahipleri tarafından azarlanmaktan korktuğu içindir. Kız sırtında bebekle evin diğer işlerini de yapmak zorundadır ve ev sahibi bebeğin sesinden rahatsız olup onu cezalandırmasından korkmaktadır. Her gün zayıflaması ise yeterli yiyecek vermemeleri ve ev sahiplerinden korktuğu için günden güne sararıp solmasından kaynaklanır. Bon gelse bile nasıl mutlu olabilirim ki sözü ise festivalde herkes eğlenirken festivale gidemeyeceği, diğerleri gibi yeni kıyafeti olamayacağı ve evine dönemeyeceği içindir. Genelde eskiden fakir aileler kızlarını para karşılığı zengin ailelere hizmetçi olarak verirlerdi ve çoğu zaman evden ayrılan bir daha geri dönemezdi. Az yemeğe kötü şartlarda çalışırlardı. Bir ninniden çok acıklı bir türkü olabilirmiş.
Şarkının farklı versiyonları da olmuş. Hatta Çinceye bile çevrilmiş. Bazı versiyonlarında maaşlı işçi olarak çalıştığını, evde hasta babasının olduğunu, dönse bile mutlu olamayacağını çünkü ailesinin çok fakir olduğuna dem vurulmuştur. Bana nedense bizde ki "yüksek yüksek tepelere türküsünü" anımsattı. Beni oldukça etkiledi umarım sizde beğenirsiniz.
Çeviri notları
⭐Şarkı Kyoto lehçesiyle söylenmiştir.
⭐守(mori) Bebek bakıcısı demektir burada bebek bakısı olarak bahsettiği kendi olduğundan ben olarak çevrilmiştir.
⭐在所(zaisho)kelimesinin çevirisi biraz tartışmalı. Normalde konak, memleket, yer, köy olarak geçiyor ancak bazı yerlerde alt üst sınıfı belli eden ayrımcı bir kelime olarak geçiyor.
⭐盆 (Bon) Bon Festivali (Obon ya da Bon), atalarının ruhlarını onurlandırmak için yapılan bir Japon Budist geleneğidir.
⭐帷子(katabira)pek çok anlama gelmektedir.
1.Yaz aylarında giyilen kenevir, pamuk, ipek vb. maddelerden yapılmış tek parça kimonodur.
2.Astarı olmayan kumaş giysiler için kullanılan genel terimdir. Yaz aylarında düz bir palto (noushi) altına giyilir .
*Ancak çeviride daha iyi gözükmesi adına giysi olarak geçmiştir.
⭐早よも行きたや この在所越えて (Hayo-mo yukitaya, Kono zaisho koete) birebir çevirisi; "Hemen gitmek ve bu yerin ötesine geçmek" şeklindedir.