Aru hi obāsan ga kawa de sentaku o shiteiruto kawakami kara kabocha ga nagarete kimashita. Watte miruto naka kara Shinderera ga detekimashita. Shinderera wa oshiro no budōkai ni ikou to shimashitaga Dōmo yattenai mitaidattanode. Shikatanaku inu, saru, kiji o tsurete onigashima ni mukaimashita. Shinderera wa onigashima ni tsukimashitaga Jūnitoki ni natte shimattanode awatete kaerimashita. Sūjitsugo, mahō ga hodoketa Shinderera no tokoro ni garasu no kutsu o motta oni ga yattekimashita. Shinderera to oni wa suenagaku shiawase ni kurashimashitatosa.
Külkedisi (Çeviri)
Bir gün büyükanne nehirde çamaşır yıkarken nehrin yukarısından bir balkabağı sürüklenip geldi. Kestiklerinde içinden külkedisi çıktı. Külkedisi kaledeki baloya gitmeyi denedi ancak ne kadar uğraşırsa uğraşsın gitmeyi başaramadı. Köpek, Maymun ve sülünle birlikte şeytan adasına gitmekten başka seçeneği yoktu. Külkedisi şeytan adasına vardı fakat saat on iki oluverdiğinden telaşla geri döndü. Bir kaç gün sonra, büyü çözüldü ve Külkedisi'nin olduğu yere cam ayakkabıyla birlikte şeytan çıkageldi. Külkedisi ve şeytan sonsuza dek mutlu yaşadılar.
Momotarousan hikayesine bakmak için buraya Tıklayınız.
(吉 幾三) Yoshi ikuzō ait olan bu şarkıyla Youtube gezintim sırasında karşılaştım. Klibini, sözlerini çok komik buldum. Bana köyümü hatırlattı. Siz de bu şarkıyı tatilde köye giderken yol boyu dinleyebilirsiniz:) Şarkı ve şarkıcı hakkında küçük bir bilgi.
Şarkımız 25 Kasım 1984'te yayınlanmış. Şarkıda Tsugaru lehçesi kullanılıyor bu yüzden bazı kelimeleri anlamakta güçlük çekebilirsiniz. Kırsal kesimde yaşayanlar, köylerinin o kadar gelişmemiş bir yer olmadığını söyleyerek eleştirmiş ancak İkuzō şarkı sözlerinin gençken memleketi Kanagi'de ( bugünkü Goshogawara ) hayatının nasıl olduğunu anlattığını belirtmiş.
テレビも無ェ ラジオも無ェ
Terebi mo ne rajio mo ne
Ne televizyon var ne radyo
くるまもそれほど走って無ェ
Kuruma mo sorehodo hashittene
Araba öyle çok gidip gelmiyor
ピアノも無ェ バーも無ェ
Piano mo ne baa mo ne
Ne piyano var ne bar
巡査毎日ぐーるぐる
Omawari mainichi guruguru
Polisler her gün etrafta dönüp duruyor.
朝起ぎで 牛連れで
Asaogide ushi tsurede
Sabah uyan ineğin peşinden git
二時間ちょっとの散歩道
Nijikan chotto no sampomichi
İki saatlik küçük bir yürüyüş
電話も無ェ 瓦斯(ガス)も無ェ
Denwa mo ne gasu mo ne
Ne telefon var ne gaz
バスは一日一度来る
Basu ha ichinichi ichido kuru
Otobüs günde bir kez geliyor
俺らこんな村いやだ 俺らこんな村いやだ
Ora konna mura iyada ora konna mura iyada
Bu köyden bıktım. Bu köyden bıktım
東京へ出るだ
Toukyou e deruda
Tokyo'ya gideceğim.
東京へ出だなら 銭コァ貯めで
Toukyou e dedanara zeniko a tamede
Tokyo'ya gidersem para biriktireceğim
東京でベコ飼うだ
Toukyou de beko kauda
Tokyo'da inek bakacağım
ギターも無ェ ステレオ無ェ
Gitamo ne sutereo ne
Ne gitar var ne müzik seti
生まれてこのかた 見だごとァ無ェ
Umarete kono kata midagotoa ne
Doğduğumdan beri böyle bir şey görmedim.
喫茶も無ェ 集いも無ェ
Kissa mo ne tsudoi mo ne
Ne kafe var ne de oturup sohbet edebileceğin bir yer
テレビも無え ラジオも無え
Terebi mo ne rajio mo ne
Ne televizyon var ne radyo
まったぐ若者ァ 俺一人
Mattagu wakamonoa ore hitori
Gerçekten tek genç adam benim
婆さんと 爺さんと
Baasan to jiisan to
Büyükanneler, büyükbabalar
数珠を握って空拝む
Juzu wo nigitte sora ogamu
Tespihlerini almış gökyüzüne dua ediyorlar.
薬屋無ェ 映画も無ェ
Kusuriya ne eiga mo ne
Ne eczane var ne sinema
たまに来るのは紙芝居
Tama ni kuru no va kamishibai
Ara sıra resimli hikaye anlatıcıları geliyor
俺らこんな村いやだ 俺らこんな村いやだ
Ora konna mura iyada. Ora konna mura iyada.
Bu köyden bıktım. Bu köyden bıktım
東京へ出るだ
toukyou e deru da
Tokyo'ya gideceğim.
東京へ出だなら 銭(ぜに)コァ貯めで
Toukyou e dedanara zenikoa tamede
Tokyo'ya gidersem para biriktireceğim
東京で馬車引ぐだ
Toukyou de basha hiku da
Tokyo'da bir at arabası çekeceğim
ディスコも無ェ のぞきも無ェ
Disuko mo ne nozoki mo ne
Ne disko var ne röntgencilik
*(のぞき"nozoki" ayrıca dikizleme şovu anlamı da vardır. "peepshow".)
Bebek bakıcılığından nefret ediyorum. Bon da yakında
雪もちらつくし 子も泣くし
Yuki mo chiratsuku shi, Ko mo naku shi
Kar çiseliyor, çocuk ağlıyor.
盆が来たとて 何嬉しかろ
Bon ga kita tote, Nani ureshikaro
Bon gelse bile nasıl mutlu olabilirim ki?
帷子は無し 帯は無し
Katabira wa nashi, Obi wa nashi
Giyecek giysim yok, obim yok.
この子よう泣く
Kono ko yō naku, Mori o ba ijiru
Çocuk ağlıyor bana eziyet ediyor.
守をばいじる 守も一日 痩せるやら
Mori mo ichinichi, Yaseru-yara
Günden güne zayıflıyorum.
早よも行きたや この在所越えて
Hayo-mo yukitaya, Kono zaisho koete
Hemen eve dönmek, bu yerden aşağı inmek istiyorum
向こうに見えるは 親の家
Mukō ni mieru wa, Oya no uchi
Karşıdan görülen ailemin evi
向こうに見えるは 親の家
Mukō ni mieru wa, Oya no uchi
Karşıdan görülen ailemin evi
İnsanlar, Burakuminler konuşurken nefeslerinden rahatsız olduğu için Burakamin halkı ağızlarını örtmek zorundaydı.
Ninni adını da aldığı Kyoto'nun Takeda bölgesinde yaşayan Burakumin ("mezra halkı"), halkına aittir. Burakuminler Japonya'nın kast sistemine bile giremeyen bir topluluktur. Japon geleneklerine göre pis iş olarak görülen meslekleri yaptıkları için ( örneğin; cellatlar, cenaze levazımatçıları, mezbaha işçileri, kasaplar, tabakçılar, cüzzamlılar ya da fahişeler) toplumda insan olarak görülmüyorlardı. Sırf bu sebepten bu topluluktan vergi bile alınmıyordu. Bu sistem Hindistan'daki kast sistemine çok benziyor. Burakamin olan biri bir daha bu topluluktan çıkamıyor. Meslekler babadan oğula geçiyor. Burakumin halkından birinin normal biriyle göz teması kurması, yüzünü göstermesi hele ki temas kurması kesinlikle kabul edilemez görülüyordu. Birine temasta bulunmaları halinde burakamin olmayan biri tarafından temizleme ayini düzenleniyordu. Bu da Budizm'de geçen ejderhalar, insanlar ve insan olmayan tabirinden kaynaklanıyor.
Samuraylar yeni kılıçlarını denemek için burakuminleri öldürürdü.
Uzun yıllar aşağılanma ve ayrımcılığa maruz kalmış olan bu topluluk günümüzde bile ayrımcılığa uğramaktan kurtulamamıştır. Kanımızı kirletecek korkusuyla dedektif tutarak geçmişini araştıran ve burakamin halkından olduğu için evliliğe izin vermeyen geleneksel aileler günümüzde bile var olmaya devam ediyor. İyi okullara ve üniversitelere girmeleri de oldukça zor ve mezun olduktan sonra iyi şirketlere de giremiyorlar. Davalarda direk suçlu olarak etiketleniyorlar. Japon polisinin sırf burakamin olduğu için suçladığı ve 31 yıl sonra masum olduğu için serbest bıraktığı bir vaka çokta geçmişte yaşanmamıştır.
Burakaminlerin bu şekilde tespit edilmesinin sebebi ise, normalde gizli olan aile kayıt defterinin ele geçirilerek basılmasından kaynaklanıyor. Japon hükümeti her ne kadar kitabı yasaklamış olsa da yeniden basılmış. Kolaylıkla internetten erişilebilecek bir kaynak haline gelmiş.
Devlet ayrımcılık için önlemler alsa da Japonya'nın çözülemeyen toplumsal sorunlarımdan biri olmaya devam ediyor. Japon olmalarına rağmen hala mesleklerinden dolayı ayrımcılığa maruz kalmaları oldukça şaşırtıcı. Daha ayrıntılı bilgi için bu sayfaya ya da Wikipedia'ya bakabilirsiniz.
Ninniden bahsedecek olursak anlatıcı, içinde bulunduğu sefil durumu şarkıya dökerek kendini avutan genç bir kızdır. Genç kız zorla dağın karşısındaki bir köye zengin bir aile için çalışmaya gönderilir. Her gün sırtında bir bebekle çalışırken, memleketine doğru giden dağların siluetine bakarak ailesini hatırlar. Kızın şarkıda bebek bakıcılığından nefret etmesi ve bebeğin ağlayarak onu eziyet etmesi soğuktan ağlayan bebeği susturamadığı için ev sahipleri tarafından azarlanmaktan korktuğu içindir. Kız sırtında bebekle evin diğer işlerini de yapmak zorundadır ve ev sahibi bebeğin sesinden rahatsız olup onu cezalandırmasından korkmaktadır. Her gün zayıflaması ise yeterli yiyecek vermemeleri ve ev sahiplerinden korktuğu için günden güne sararıp solmasından kaynaklanır. Bon gelse bile nasıl mutlu olabilirim ki sözü ise festivalde herkes eğlenirken festivale gidemeyeceği, diğerleri gibi yeni kıyafeti olamayacağı ve evine dönemeyeceği içindir. Genelde eskiden fakir aileler kızlarını para karşılığı zengin ailelere hizmetçi olarak verirlerdi ve çoğu zaman evden ayrılan bir daha geri dönemezdi. Az yemeğe kötü şartlarda çalışırlardı. Bir ninniden çok acıklı bir türkü olabilirmiş.
Şarkının farklı versiyonları da olmuş. Hatta Çinceye bile çevrilmiş. Bazı versiyonlarında maaşlı işçi olarak çalıştığını, evde hasta babasının olduğunu, dönse bile mutlu olamayacağını çünkü ailesinin çok fakir olduğuna dem vurulmuştur. Bana nedense bizde ki "yüksek yüksek tepelere türküsünü" anımsattı. Beni oldukça etkiledi umarım sizde beğenirsiniz.
Çeviri notları
⭐Şarkı Kyoto lehçesiyle söylenmiştir.
⭐守(mori) Bebek bakıcısı demektir burada bebek bakısı olarak bahsettiği kendi olduğundan ben olarak çevrilmiştir.
⭐在所(zaisho)kelimesinin çevirisi biraz tartışmalı. Normalde konak, memleket, yer, köy olarak geçiyor ancak bazı yerlerde alt üst sınıfı belli eden ayrımcı bir kelime olarak geçiyor.
⭐盆 (Bon) Bon Festivali (Obon ya da Bon), atalarının ruhlarını onurlandırmak için yapılan bir Japon Budist geleneğidir.
⭐帷子(katabira)pek çok anlama gelmektedir.
1.Yaz aylarında giyilen kenevir, pamuk, ipek vb. maddelerden yapılmış tek parça kimonodur.
2.Astarı olmayan kumaş giysiler için kullanılan genel terimdir. Yaz aylarında düz bir palto (noushi) altına giyilir .
*Ancak çeviride daha iyi gözükmesi adına giysi olarak geçmiştir.
⭐早よも行きたや この在所越えて (Hayo-mo yukitaya, Kono zaisho koete) birebir çevirisi; "Hemen gitmek ve bu yerin ötesine geçmek" şeklindedir.
Küçük bir not: Şarkıda geçen diyaloğun ölen eşinin fotoğrafıyla konuşan bir adama ait olduğu ve her gün aynı konuşmayı yaptığıyla ilgili bir yorum vardı.